Buraya reklam eklenecek
Çocuk Eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Çocuk Eğitimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Ağustos 2011 Pazartesi

EVLAT!

Şuan öyle duygu yüklüyüm ki yazıya ne başlık koyacağımı bile düşünemedim.
''Evlat'' kelimesi ilk defa bu kadar derinden içimi sızlattı belki de...

Çok şükür oğlumun keyfi yerinde, hatta belki şuanda yüzüyordur. :)
Sadece ilk defa böyle ayrı kaldığımız için ben çok duygusalım ve alışmaya çalışıyorum. 

Dedesi oğlumu birkaç günlüğüne yazlığa götürdü. 
Bana sorduğunda çok endişelenmiştim ama bir anda eşyalarını hazırlayıp zor da olsa onu gönderdik. :)

Normalde tüm yaz benimle beraber zaten yazlıkta oluyordu ama bu sene düğündü, misafirdi falan derken pek uzun süre kalamadık. 
Eşimin işi ve yaptığımız programlar nedeniyle bizde gidemeyeceğimiz için onu bizimle İstanbul'un sıcağında yormak yerine arkadaşlarıyla oynasın, yüzsün, güneşlensin, tatil yapsın diye izin verdik. 

Şaka gibi daha 3 yaşında ve bensiz tatilde. :))

Doğduğundan beri yarım günü geçmeyen ayrılığımızın şuan 2. günündeyiz ve oğlum olmadan herşey anlamsız.
Şimdiye kadar gözümden sakındığım için tedirginim.

Hayatımdaki herşey o kadar çok onun düzenine göre programlıymış ki gidince boşlukta kaldım, resmen afalladım. :)

(Fotoğraf gitmeden önceki gün bisiklet turundaki fotoğrafıydı. Yüzünden muzurluk akıyor kuzumun. :))


Gittiği ilk gün telefonlarımıza gelmedi ''beni almayın burdan'' diye. :) Telefondan çekip alacağımızı düşündü herhalde. :))
Şimdi dünden beri telefonlara o bakıyor ve alo demeden ''annecim nasılsın seni çok seviyoyum.'' demeye başladı.
Bıcır bıcır konuşup, denize, havuza gittiğini, amcasının aldığı oyuncakları, neler yiyip içtiğini anlatıyor.
En son ''aşkım, bebeğim, tatlım, hayatım.'' diyerek kapatıyor telefonu. :)

Yokluğunda daha bir şükrettim Allah'ıma bana böyle bir evlat nasip ettiği için.
Ve yaramazlıklarını görüp ''Allah sabır versin, iyi uğraşıyorsun?'' diyenlerin aksine benim için dünyadaki en uslu çocuk olduğunu ve hiç bir yaptığının bana dokunmadığını daha bir hissettim.

Şimdi sağ sağlim bana koşmasını bekliyorum.

Çok özledim....

5 Ağustos 2011 Cuma

TUVALET EĞİTİMİ


Artık biz bezimizden kurtulduk ve çok rahatladık. :) 
Peki ya siz?

Anlatacaklarım size çok uzun bir süreçmiş gibi gelse de aslında hiçte öyle olmadığını söylemek isterim. 

Bizim tuvalet eğitimi adına attığımız ilk adım aslında geçen seneydi. (20 aylık) 

Ali Mert'i öncelikle şirin bir lazımlık alarak, tanıştırdık. O, korktu ve asla oturmadı. 
Lazımlık işinden vazgeçip klozet ile tanıştırmaya çalıştım, yine oturmak istemedi, düşeceğinden korktu, bir sürü ıvır zıvır bahaneyle geçiştirdi. :)
Kısa süre sonra ara ara teşvikimiz ile klozete otumayı sevdi ve korkmamaya başladı. 
(klozet üzerine konulan küçük ve yumuşak klozetlere kadar denedik fakat hiç birini sevmedi.)
Birkaç gün her ne kadar bezine yapmış olsa da bir miktar olsun tuvalete yapabilsin diye bezini çıkarıp, klozete oturttum, o da alışıp yapmaya başlamıştı. 
Ancak o dönemde üst köpek dişlerinin çıkması nedeniyle hastalanması ve huyunun değişip birden bire zayıflaması üzerine ben üstüne gitmeyerek, tuvalet eğitiminden vazgeçip, dişleri nedeniyle bozulan tüm düzeninin yerine oturması ve keyiflenmesi için uğraştım.
Geçen yaz böylelikle bizim için tuvalet eğitimi rafa kalkmış oldu.

Doktorlar çoğunlukla 2 yaş öncesi eğitim için çocukları zorlamamak gerektiğinden bahsediyor.
Ama ben ara ara unutmaması için tuvalete oturtup en azından büyük tuvaletini yapmasını sağlıyordum.

Tam kış gelmeden kurtuluruz yavaş yavaş diye düşünürken bağırsak problemi yaşamaya başladı ve hala da tahminimce fazla süt içmesinden kaynaklı kabız sorunu yaşıyor.
O sıralar artık büyük tuvaletini fitil yardımı ile acı çekerek yapıyordu yawrum bu yüzden bezi kullanmaya devam ettik. 

Kış sonrası taşınma sürecim, yeni eve yerleşme falan derken ertelemek zorunda kaldım. 
Çünkü çocuklara birşey öğretirken önce anne hazır olmalı ki bunu ona iyi anlatabilsin. 
Zaten bu da zaman ve sabır isteyen bir dönem olduğu için benim rahatlamamı bekledik. :)
Yani başından beri anlattıklarım hep bir bahaneyle ertelendi,ertelendi,ertelendi.

-------------------------------------

Benim artık ''tamamdır'' dediğim günden itibaren birkaç gün içinde ''Bez Bağlama'' olayını tamamen bıraktık. :)
Öncelik konuşarak ve bezi çıkararak başladık.

Bez yerine alıştırma kilodu giydirdim. 

Ali Mert'i karşıma alıp; bezden kurtulunca artık cildinin hava alacağını ve kaşınmayacağını, büyüyen herkesin tuvaleti kullandıklarını sadece hiç birşeyi bilmeyen, konuşamayan bebeklerin bez bağladığını, ayrıca (sitedeki arkadaşlarını örnek vererek) eğer arkadaşların bez kullandığını duyarlarsa ayıplayacaklarını ve ağabey olamayacağını anlattım. :)) (acımasız gerçekler :P)

Zaten sürekli araba, scooter, bisiklet, akülü araba gibi istekleri olduğundan bir çoğuna sahip olmuş olsa da gelecekteki istekleri için; artık paramızın fazla kalmadığını eğer birşey almak istiyorsa bezi bıraktığında ona alacağımız ıslak mendil veya prima yerine o parayı kumbarada biriktirp istediklerini alabileceğimizi söyledim. :)

Tabi ki her tuvaleti kullandığında ödüllendireceğimi belirterekte onu destekledim. :)

Ali Mert kilotlara ''nonuş'' der. :) Babaannesinden bu şekilde öğrenmişti küçükken. Ben de bez kullanmayı bıraktığında ona yeni Spiderman'li, Ben10'li nonuş alacağıma dair söz verdim. :)

Gün içinde bıkmadan, yorulmadan ''çişin var mı?'',''tuvalete gidelim mi?'' gibi sorular sordum, belki 5234563 kere. :))) Çünkü rahat oldukları için oyuna dalip, unutuyorlar ve kaçırabiliyorlar. :)
Ali Mert 2 kere azıcık kaçırdı. 
Biri çizgi filme dalıp, benim sormadığım zamanda diğeri ise parkta oynarken eve geri gelmemek için uğraştığı anda oldu.

 Ödül olduğu kadar cezalar da vardı. :)

Ve ben parkta oynarken ona tembih edip bana söylemesini istediğim halde onun altına kaçırması yüzünden söyleyene kadar parka inemeyeceğini söyledim hatta o gün indirmedim. :)

Zaten tekrarı olmadı ve söylemeye başladı. :)

Gün içinde nonuşla gezerken ilk gece tedbir amacıyla bezini beğladım. 
Gece kaldırmayı planladım, ancak ilk günden uykusunu bölüp, eziyetmiş gibi düşünmesini istemedim. 
Benim onu esnek bıraktığım dönemde çünkü söylemeye başlamıştı.
Ertesi günü öğlen uykusuna kendi kendine uyuyakaldı. Bilerek bez bağlamadım zaten artık kendi de istemiyordu. 3 saatlik uykusundan kupkuru uyandı ve tuvalete koştu. :) 

Tedbirimi alarak 2. geceden itibaren bez bağlamadan uyumasına izin verdim. Gece yine eğer kaçırırsa kendini kötü hissetmesin diye kucaklayıp, tuvalete götürdüm. Sabahta kendi uyanıp, tuvaletini yaptı. :)
Aldığım tedbir ise çarşafının altına büyük hasta pedlerinden koymak oldu.

Söylemeye başlayalı 3. günde artık kendi gidip, tuvaletini yapıp, temizleyip ellerini de yıkayıp işini bitirebilir hale geldi. :)

Bu kadar uzun anlatmış olmama rağmen Ali Mert'in alışma süreci aslında 2-3 gün kadarki zaman içerisinde oldu. 
Ben sadece ayrıntılara değinip, sizlere fikir vermek ve o zamanki durumları anlatmak istedim. 

Çünkü söz konusu olan 2-3 yaşlarındaki çocuklarımız.

Bu dönemde dikkat edilecek önemli noktalar;
Önce annenin hazır olması ve sabırla bu eğitim için yeterli zaman ayırması.
Çocukların üstüne gitmeden, olayı izah edip örneklendirerek ve en ufak bir girişiminde küçük ödüller ile onu motive ederek destek olunması.

Size tavsiyem; çocuğunuz gündüz tuvalete yapma alışkanlığı kazandığında sadece 1-2 gece önlem amacıyla bez kullanıp daha sonra bunu uzatmadan tamamen bez kullanma olayını bitiriniz. 
Yoksa geceleri bez kullanma alışkanlık yapıp belli bir süre de onu bırakmak için uğraşabilirsiniz. Ben yeğenimden biliyorum anaokuluna başlayana kadar geceleri bez kullandı.

Ödüllerim ise; alkışladım :) Kucağımda zıplattım, gıdıkladım. :) Ağabey oldun diyerek bazı sorumluluklar verdim, hoşuna gitti. :) 
Yeni komşularım bu konudaki çalışmalarımızı biliyordu onlarda Ali Mert'i tebrik edip alkışladılar, Ali Mert bu duruma mest oldu. :) Çünkü arkadaşlarının yanındaydı. :)

En son Spiderman'li boxerlar aldık. :) Hatta giyer giymez babaannesine, dedesine gösterdi. :) 

Bana göre bu olaydan sonra kendini daha büyümüş hissetti ve özgüveni arttı. 

Biz ona; SEN BAŞARDIN diyoruz. :)
Ali Mert şimdi kendince bir kahraman. :))