Farkedenler oldu mu bilmiyorum, blog aleminde uzun zmndır kayıplardayım. (Blog alemi de mi varmış, ilahi ben :D ) Tabiki geçerli sebeplerim var, burda açıklamayı uygun görmediğim aile içi (aslında sülale demem gerekiyordu, niyeyse bu kelimeyi sevmiyorum, hep kaba gelmiştir) sorunlar, sağlık problemleri, kişiler arasında koşturmacalar, gönül işleri, nabza göre şerbet, sabırlı insan ve saygıdeğer (!) aile büyüklerim arasında gönül ablacılık yaparken, bir yandan da hanım kız rollerini oynamakla meşguldüm. Bloğu aksattığım zaman zarfı bana çok şey öğretti. Aslında birçoğunu zaten biliyodum ama artık emin oldum, emin olduk. Haklı çıktım, mutluyum.
Neden yazıyorum şimdi bunları? Bu blog benim için çok önemli, gereksiz kişiler tarafından aksatılmış olmasından dolayı onlara 10 kat daha kızıyor + sinirleniyorum. Çünkü bloğuma yazabilirdim, 7-24 dolu deildim ama içimdeki hevesi ve sabrı öyle bir tükettiler ki, hiçbirşey paylaşmak istemedim. Yazmak istemedim. Kaldı ki yazı yazmayı çok severim ve bu bloğu açmak ilk paylaşımımda da bahsettiğim gibi uzun zamandır aklımda olan birşeydi ama "hadi yapamazsam" korkusu hep beklememe neden oldu. Fakat sonunda "evet, artık hazırım, bende insanlarla birşeyler paylaşmak istiyorum, ve yapabileceğime de inanıyorum" dedikten sonra günlerce bu bloğun boş kalması bana hiç yakışmadı. Daha çok acemiyim, hergün birşeyler paylaşamıyorum, illaki aksaklıklar oluyor ve olacak bunları biliyorum. Ama işin trajikomik yanı, birileri yüzünden sorumluluklarımı aksatmış olmam ve bu birilerinin bu aksaklıkların binde birine değmemiş olmaları!.. Trajikomik dedim çünkü gülüyorum ağlanacak halimize...
Evet, çok doluyum, detaylara girmeyi hiç istemiyorum, ama içimde de kalmıyorlar, paylaşılması gereken kişilerle tüm dertlerimi paylaşıyorum ve rahatlıyorum. İnsanın derdini anlatabileceğini, saatlerce içini dökebileceği dostlarının olması ne kadar mükemmel...
Herneyse, çok uzattım, farkındayım. Bu yazının etiketi yok, belki anlattığı birşey de yok. Azıcık sitem, azıcık da kırılmış bir kalbin içinden geçenlerle dolu. Yazdıkça rahatladım. Aslında çok düşündüm yayınlasam mı yayınlamasam mı diye, zira benim derdimden kime ne değil mi? Çok da hoş bir paylaşım değil sonuçta. Sonra dedim, herkes 4-4lük mü yaşıyor sanki. Hayatta güzel anlar olduğu gibi kötü-üzücü anlar da var. Madem bu blog benim güncem, ne giydiğimi, ne sürdüğümü paylaştığım gibi ne hissettiğimi, ne kadar üzülüp ne kadar sevindiğimi de paylaşabilmeliyim. Amaaannn iyi oldu boşverin. Gelsin güzel paylaşımlar, gitsin tüm dertler kederler. Alttan alarak, idare etmeye çalışırak ve öyle yada böyle, birşekilde büyüyoruz işte...
Herkese iyi pazarlar...
:)

0 yorum:
Yorum Gönder